Zengin bir baba küçük oğlunu insanların ne
kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürür.
Çok fakir bir aile çiftliğinde baba ve oğlunu bir gün boyunca ağırladı.
Yolculuktan dönerlerken baba oğluna sordu.
İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü
Evet gördüm baba ne öğrendin peki anlat bakalım oğlum.
Bizim evde bir köpeğimiz var.onlarınsa dört tane.
Bizim bahçenin ortasına kadar bir havuzumuz var.
Onlarınsa sonu olmayan dereleri var.
Bizim bahçemizde ithal lambalarımız var.onlarınsa yıldızları
Bizim görüş alanımız ön avluya kadar
onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.
Bizim zenginliğimiz de onlarında hakkı var
Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamaz.
Oğlu devam etti ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için teşekkür ederim baba.. yazan Seyhan dural 1*01*2016
İşte geldi yeni yıl kimisini ağlatarak geldin.
Kimisini güldürerek geldin
.kimine can vererek geldin
bazılarınında canını alarak geldin
Güçlüğü daha güçlü.
Güçsüzü daha güçsüz yaparak geldin .
Savaşlarıyla acılarıyla geldin.
Barışları yok ederek geldin .
Çocukların gözyaşıyla geldin .
Özgürlüklerin olmadığı bir yılla geldin.
belki durgun belki yorgun bir yılla geldin
Doğanın bile insanlığa küstüğü kokusuyla geldin.
Eski takvimden bir yaprak kaldı
Ömrümüzden bir yaprak düştü.
Hadi güzel başla yeni yıla
Bak bir gün yaşayıp mutlu uçan kelebeğe.
Bilmeden yaşayacağız ne olacak seneye
Yinede mutlu yinede umutlu.
Okyanus gibi mavi kar kadar beyaz.
Yıldızlar kadar parlak güneş kadar aydınlık.
Sevgiyle gel barışla gel umutla gel şansların bol olduğu.
Sağlığın olduğu bir yılla gel
hoş geldin yeni yıl.. yazan Seyhan dural 30*12*2015
Barış manço 2 ocak 1943 de Istanbulda doğmuştur
Eğitim Galatasaray lisesi,
Öğrenimini Belçika kraliyet akademisinde tamamlamıştır.
Bestekar söz yazarı müzisyen
Trt 1 de 7 den 77 televizyon programı yapmıştır.
378 programla rekor kırmıştır.
Devlet sanatçısı ödülü vardır
2 Çoçuğu var Batıkan ve Doğukan.çocuklarına ismini batıyla doğunun sentezini yaptım demiştir.
Lale mançoyla evliliği 23 yıl sürmüştür dünyada Türküyenin barış elçiliğini yapmıştır tanıtarak
Japonya da 60 000 kişiye konser vermiştir 20 bin kişiye Türk bayrağını sallatmış sanatçılarımızdan
çocuklarına en büyük öğüdü ne iş yaparsanız yapın
en iyisi olun yaptığınız işte demiştir.
12 tane altın 1 tane platin ödülü vardır.200 tane
şarkısı vardır.Belçika da dünyada gitmediği ülke
kalmamış dır. Belçika da kraliyet ödülü aldığında
dünya medyasında ilk sayfada yer bulmuş
Rahmetli kendi ülkemde 40 yıl müzik yaptım ilk
bu kadar bu kadar medyada ilk sayfada yer
almadım diye serzeniş de bulunmuş dur yeri
doldurulamayacak sanatçımız Barış Manço
Mekanı cennet olsun
Gelelim Cem karacaya
Cem karaca 5 nisan 1945 de doğmuştur.
Robort kolejinde okumuştur.
Bestekar söz yazarı müzisyen
Tiyatroda oynamış dır. annesi ünlü tiyatrocu Toto karacadır.
5 kez evlenmiştir
Moğollar ve apaşlar gurubuyla çalışmıştır.149 yakın şarkıları vardır. 1979 ve 1987 arasında Almanya da yaşamak zorunda kalır Türk vatandaşlığından çıkarılır sonra tekrar Türküye ye döner ve müziklerine devam eder ağır roman filminde oynar. Cem karaca gür sesiyle ayrı bir ses tonuyla yorumlayan büyük sanatçı larımız dandır 70 ler ve 90 anlar arası en çok müzikleri dinlenenler dendi mekanı cennet olsun
Erkin koray 24 haziran 1941 de
İstanbul da doğmuştur.
İstanbul alman lisesinde eğitim gördü
İstanbul belediye konservatuar da eğitimini tamamlamıştır
50 yakın 45 liyi olduğu söylenir Türk rock müzik tarzına en önemli eserleri vermiştir
doğu ve batı müziklerinde yaptığı çalışmalarla bir çok müzisyeni etkilemiştir.
Çiçek dağıyla 800 bin adet büyük satış yapmıştır. 1974 1984 arası Arap saçı ve Estarabim le en çok bilinen eserleri Erkin koray ın hayatı zorluklarla geçmiştir . uzun saçları özgün kıyafetleriyle 3 sanatçıda 1970 lerde 1990 lar da değişik bir imaj çizmişlerdir gerek müziklerindeki ruhla gerek müziklerindeki çoşkuyla bu yıllara imzalarını atan büyük yerleri doldurulamaz sanatçılarımız 3 de
Erkin babayada allah uzun ömürler versin müziklerini bekliyoruz yazan Seyhan dural 29*12*2015
Bülent Ecevit 28 Mayıs 1928'de İstanbul'da doğmuştur.
Eğitimini 1944'de Robert Koleji'nde görmüştür.
Ankara Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş. 1945'de Rahşan Ecevit ile evlenmiş, aynı yıl Londra'da Türk basın ateşesi görevinde çalışmıştır.
Ulus gazetesinde yazarlık yapar.
Daha sonra Amerika'da Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay boyunca Sosyal Psikoloji ve Ortadoğu görür.
Hem şair hem gazeteci hem bir entelektüel ve her daim halkçıdır.
Beş kez Başbakanlık yapmış. Çalışma Bakanlığında
sendika ve grev haklarına yönelik çalışmalar yapmıştır.
Rahmetli Bülent Ecevit'i bir anımla anmak isterim: 20 Temmuz 1974'de ilkokul'dayım.
Sabah kalktık.
Siyah beyaz tek kanallı, yani TRT'li televizyon var evimizde.
Tv yi açtık.
Kıbrıs Barış Harekatı olduğunu duyduk.
Askerin Beş Parmak Dağları'na doğru ilerlediğini duyduk. Nasıl sevinmiştik.
Hepimiz haberlerin başında bekliyorduk. Ondan sonra da her yerde ismi yankılandı.
Dağlara taşlara Kara Oğlan yazıldı.
Eskişehir'de her yere kazındı ismi...
Bütün siyasi tartışmalarda ismi geçerdi.
Umudumuz Ecevit
Kıbrıs Fatihi
Öyle bir rüzgar dalgası vardı ki...
Kara Oğlan her yerde, herkesin dilindeydi.
Sürekli her evde siyasi tartışmalar vardı.
Siyasete ilgim o günlerde başladı.
Rahmetli Ecevit'i hiç görmek nasip olmadı.
Çocukken fazlaca hayranlık duyduğum liderdi.
Bir vatandaş olarak Bülent Ecevit'i lider olarak tarif et deseler
mesela Ecevitin şu sözleri aklıma gelir:
Ne ezilen ne ezen insanca hakça bir düzen, aklımda kazınan... Ezilenlere yanındayım demesi...
Toprak işleyenin su kullananın...
Toprağın, suyun, emeğin önemini anımsatması...
Bizim iki gücümüz var, demişti: Halk ve hak...
Sloganlar halk için olunca halk da benimsiyordu.
Koruması öyle anlatıyordu: Tek lüksü çayı ve sigarasıydı...
Öldükten sonra evini korumasının oturması için vermişti.
Atatürk'ten sonra mal varlığını devlete bağışlayan ikinci liderdir.
Dedesinden kalan mal varlığını Türk hacılarına bağışladı
Annesinden kalan iki dairesini satıp Çanakkale'de yanan ormanın yeniden ağaçlandırılması için vermiştir. Bülent Ecevit'i özetlemem gerekirse:
Dürüst, kararlı ve mütevazidir. ,
Hoşgörülüdür. Mavi gömleği ve meşhur şapkasıyla içeride mütevazı olarak anılırdı ama dış politikada da taviz vermezdi.
Fakat son günlerinde acımasızca eleştirildi. Yine de çok hoşgörülüydü. Mesela kimseye dava açmadı. Aslında eleştirileri sadece izledi. Bir adet Renault marka arabası ve bir koruması vardı. Mal varlığından çok kişiliğiyle anıldı. Kişiliğini siyasete yansıtıyordu. Ama o yıllar onu kimse anlamak istemedi
12 Eylül darbesinde 10 yıl yasak getirilmesi Türkiye için bence büyük bir kayıptı.
Sanat güneşi zeki müren 6 aralık 1931 de bursa da doğmuş dur.
İstanbul devlet güzel sanatlar akademisini okudu.
15 yıl kadar radyo programlarında yer aldı.
11 yıl maksim gazinosunda yer aldı.600 aşkın plak ve kaset doldurdu.
300 şarkı besteledi.1955 de altın plak ödülünü aldı.
28 filmde oynadı,1965 de çay ve sempati adlı tiyatroda başrol oynadı.
100 yakın şiir yazdı bıldırcın yağmuru kitap da topladı.
Aynı zamanda devlet sanatçısı ödülüne layık görüldü.
Zeki müren yeri doldurulamayacak bir sanatçıydı
Desen tasarım eğitimi almış kıyafetlerini genelde kendi tasarımıdır.
Çocukken dinlerdik tv lerde siyah beyaz tek kanal var dı.trt de.harika bir müzik yorumu vardı radyolarda hep onun müzikleri çalardı zeki müreni her kesim dinlerdi
O zamanlar da bülent ersoy, Hamiyet yüceses,,Müzeyyen senar,bunlar unutulmaması gereken sanatçılarımız.
Zeki müren sahne kıyafetleri gerek konuşması Türkçeyi düzgün ve doğru kullanması
Dinleyenlere ve seyirciye hitap şekli çok güzeldi,. nazik ve naif di
Sahnede ayrı bir havası vardi kıyafetleri genelde kendi tasarımı.
İzmir fuarına sahnede giydi kıyafetlerin isimleri de varmıştı kordon boyu nüri yazaneli her kıyafetlerinin hepsine isim verirmiş
En hafifi 10 en ağırı 20 kiloymuşdu. bodrumda müzede sergilendiği söylenir
.İşte benim stilim yarışması olsaydı o günlerde kıyafetleri 1 inci olurdu.
Bugün yeri doldurulamaz bir sanatçı sanat güneşi zeki müren rahmetli örnek olmuştur.bodrumdaki sergisinde kıbrıs barış harekatından sonra ağustosta 75 bin tl bağışlamış Türk donanma vakfına makbuzu sergiye koymuşlar.*
Ölmeden önce vasiyetiyle tüm mal varlığını Türk eğitim vakfı ve Mehmetçik vakfına bağışlamış dır .
Örnek bir sanatçı olduğunu göstermiştir. 2012 kadar onun bağışları sayesinde 1900 öğrenci okumuş.
Bunları yazma gereği duydum
Sadece ölüm yıl dönümlerinde hatırlanmaması gereken sanatçılarımız bugün yerleri doldurulmayan
değerlerimiz.mekanları cennet olsun yazan Seyhan dural 21*12*2015
* yurtsever ve duyarlı bir sanatçımız alıntı Yılmaz özdilin yazısından
İki büyük sanatçıyı anmak istedim. Doğum günleri ya da ölüm yıldönümleri olduğu için değil. Popüler edebiyat dergilerinde veya Twitter'da başka türlü anılmaz sanatçılar, biliyorsunuz. Oysa, bir sanatçı yaşarken de, filmleri izlenirken ya da şarkıları dinlenirken de değer görmeli...
Kemal Sunal ve Aşık Mahzuni Şerif farklı sanatsal alanlarda etkin olsalar da topluma verdiği mesajlarla ortaklaşan iki sanatçı.
Kemal Sunal'dan başlayalım. 1944 yılında İstanbul'da doğan ve aslen Malatyalı olan dar gelirli bir ailede geçmiştir çocukluğu. Marmara Üniversitesi'nde İletişim Fakültesi'nde okumuştur. 12 Eylül'de ara verdiği okula daha sonra geri dönmüş ve hatta yüksek lisans yapıp kendi sineması üzerine sosyolojik bir yüksek lisans tezi yazmıştır.
Toplam 82 tane filmi vardır. Filmlerinde hep haksızın haklıya karşı savunusunu üstlenmiştir. Güçsüzün güçlüye karşı mücadelesini; ironi yaparak, güldürerek, güçlüyü güçsüz göstererek göstermiştir. Çöpçüler Kralı, Düttürü Dünya, En Büyük Şaban, Kapıcılar Kralı, Orta Direk Şaban gibi filmlerini örnek gösterebiliriz. Özellikle Kibar Feyzo ve 100 Numaralı Adam gibi filmlerinde doğrudan sistem eleştirisi yaparak cesur bir tavır sergilemiştir. Halkı bilgilendirmek, halkın sorunlarının yönetenlerin de duymasını sağlama amacı vardır... O nedenle, Kemal Sunal'ın filmleri sürekli izlenmiş, sürekli izlendiği için de mesaj gerekli yerlere ulaşmıştır.rahmetli Bülent ecevit sorduklarında hangi filmleri seversiniz .diye kemal sunal demiş.
Halkın sanatçısı olmak budur.
Bu gün yeri doldurulmayan sanatçılarımız, çizgisini hiçbir zaman kaybetmedi.
Belki de bu kadar sevilmeleri bu yüzdendi.
Diğeri:
Mahzuni Şerif, 1955'te Kahramanmaraş'ta doğmuştur. Mersin Astsubay Okulu'nda okurken devamsızlıktan dolayı okuldan atılır. O da müziğe yönelir. 400'e yakın plağı, 50 albümü, 9 tane de kitabı vardır. Bektaşi geleneğini dünyaya tanıtan sanatçılarımızdandır.
Mahzuni Şerif, hayatında hep zorluklar çekmiştir. Çoğu zaman, hakkında davalar da açılmıştır. Onun müziklerinde de topluma yönelik mesajları işitiriz, müziği duygularımıza işlerken sözleri de irademizi güçlendirir. "Sarı saçlı mavi gözlüm" sözlerinde Atatürk'e olan sevgisini, "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana / Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?" nakaratında adaletsizliği anlatmıştır. Bazen de yönetenlere haykırmıştır, meydanlarda tekrarlansın da iyice işitsinler amacıyla, "Yuh yuh" diye..."Dokunma keyfine" ve "Boşu boşuna" gibileri de yaşamın anlamsızlığını ve yanlış yoldaki insanlığı en duygusal şekilde sorgular...
Hepimiz biliyoruz, en azından bir kere izlemiş ya da dinlemişizdir. Fazla uzatmaya gerek yok o nedenle. Her zaman kalbimizde yerleri olacak. Mekanları cennet olsun...
Yapılışı önce ateşe tencereyi koyun sonra yağı atıp eritin.
Daha sonra soğanı kavurun kavrulunca doğradığınız biberi domatesi
Kıymayı da atıp kavurun kıyma yoksa biber domates kavrulunca.
içine 2 su bardağı suyu doldurun su kaynayınca 1 paket makarnayı salın.
Suyunu çekene kadar 15 dakika pişirin makarnalar yumuşayınca ocak dan alın.
Üzerine kaşarı rendele kapanı kapat kaşar erisin erimezse istediğin gibi ocak da 2 dakika ısıt erisin
NOT her makarnadan olur
Ülkemizde yoksulun üniversite öğrencisinin yemeyi vazgeçilmezi
kıyma varsa diye ondan dedim her zaman olmaya bilir kaşarda yoksa normal peynirde atabilirsiniz.yazan Seyhan dural 19*12*2015