14 Şubat 2016 Pazar

MANTAR KIZARTMASI

500 Gr mantar.
2 Adet yumurta.
Bir bardak mısır unu veya  galeta unu
 Limon karabiber.
Tuz 2 diş sarımsak.
Bir kase yoğurt.

YAPILIŞI
 Saplarını ayırın ve mantarla iyice yıkayın.
Suyunu çekmesi için havlu peçetede bekletin 5 dakika
 Üzerine limon suyu karabiber tuz sıkarak harmanlayın .
 Önce una sonra çırptığınız yumurtaya batırın.
 Kızgın yağda kızartın üzerine sarımsaklı yoğurt döküp  servis yap
AFİYET OLSUN
YAZAN Seyhan dural

13 Şubat 2016 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ

SEVGİLİLER GÜNÜ

Kapitalizm in insanlara tüketim alışkanlığını aşıladığı gün.
Sevgiler günü bir güne sıvdıralamayacak  kadar büyük ve anlamlıdır.
Sevgi  sevgiliye de insanlığa da herkese olması gereken bir duygu .
Sevgililer gününde bize dayatılan pahalı hediyeler değil.
Pahalı parfümler değil güven olmalı. aşk olmalı.
Yeri geldiğinde bir gül veya sevgiyle kondurulan bir öpücük.

Dünyada sevgi ve hoşgörü olsa zaten insanlık bu durumda olmaz.
Sevgi  bir anahtardır kapıları açan insanların gönlüne.
Sevgi karanlığı boğar. sevgi tabuları yıkar.sevgi törpülenmesi gereken egoları yok eder.
Ana baba bacı eş hepsi birer sevgili,yeter ki sevmesini bil.
Yeter ki insanlara süs eşyası gibi veya obje gözüyle bakma.
İnsan olarak gör görmesini bil.

Bugün geldiğimiz noktada ise sevgililer gününü sadece hediye alıp vermek olarak  görüyoruz .
Büyük alışveriş merkezlerinin günler önce başlattığı kampanyalar.
İnsanları tüketime yöneltmeleri, parası olan aldı diyelim ya olmayan nasıl alsın.
alamadığında o sevgisiz mi oluyor.
Onun için sevgi bir gün hatırlanacak kadar küçük değildir.

Yunus Emre nin dediği gibi sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.
YAZAN Seyhan dural 14 şubat sevgililer günü kutlu  olsun.

12 Şubat 2016 Cuma

Şova dönüşmüş evlilik programları

Evlilik programları.
 Evlilik  kurumu kutsal değerdir, acıda vardır mutluluk da fakat hepsi içinde yaşanır mahrem ve gizemli  yönüyle kimse bilmez.
 Bugün geldiğimiz noktada ise bir şova dönüşmüş durumda.
Hem eleştiriliyor  hemde en çok reytingi yapıyor ki 4 kanalda aynı anda yıllarca  yayınlanıyor.
Bu programların halka   bir şey kazandırdığı yok yozlaşma var  rezillik  küfür var insanların ağlatılması var.

 Bir araştırma yapılsa insanlarımızın  çoğu  eleştirir.
Fakat  bu programları izliyor musunuz dendiğinde verdikleri cevap izliyorum olur.
Neden dendiğinde dikkatimi çekiyor  bir şov olduğunu biliyorum  onaylamıyorum fakat vakit geçirmek için  izliyorum der.
 .
Bugün geldiğimiz noktada ise bu bir  reytinge dönüşmüş durumda   halka değilde sunuculara yapımcılara güzel paralar kazandırıyor.

. Medyada okuduğumuz kadarıyla bölüm başına 50 bin TL den  100 bin TL den  bahsediliyor.
Güzel paralar kazanıyorlar.ki 4 kanalda var reyting de yüksek yıllarca sürüyor
 bu kadar seyredilmesinin

Sebebi ne araştırılması gerekir anketle değilde  başlı başına sosyolog lar  tarafından
.İnsanların  çıkıp ağlatılması mı yoksa benim param çok diye  oraya çıkarılan birinin hava atması mı. Veya insanlarımızın yoksulluğunun  sömürülmesi mi
 örnek evin, araban varmı diye. tabu dairesi sanki

Yoksa programlarda çalışan psikoterapist Lütfü Kaan ın Arman Çağlayana verdiği röportaj
gibi hepsi kurmaca mı reyting uğruna bir kameranın çektiği birde set ekibinin  yaptıkları var orada Cast ajanslarından gelen oyuncular var. dediği gibi  yorum yapan maaş alanlar var.
Kurgu olduğu için hangisi kurgu hangisi gerçek bilemiyoruz  tüm foyalarını açıklamış. İstifa etmiş

Aslında bu gibi programlar halkı uyutuyor. onca şehit  gelirken  doğuda terör  olayları varken onca sorunlar varken halka ne verebilir ki.
Oraya 2 kişi çıkarılıyor  evlenecek mi evlenmeyecek mi birde en komik olan sıcaklık hissettin mi tam bir şov bu programlarda çok az kişi evlenmiştir. sonra ayrılanlarda var
.halka hiçbir katkısı yok fakat yapımcısı da sunucusu da paraya para demiyor medyada okuduğumuz kadarıyla  bu konuyu yazmak istedim çünkü  insanlarımız gerçekleri görsün istedim.
Evlilik sevdiğinin malına mülküne değil mutluluğa ortak olmaktır. 12.2.2016


8 Şubat 2016 Pazartesi

Yoksulun doğum günü

 Bir yoksulun  doğum günü hikayemiz.
Semih bir dostunun fırınına ekmek almaya gider.
Dostu sıcak ekmek alması için biraz bekle yeni attım fırına der .
oturur bir kenara bekler.
İçeriye yaşlı bir adam girer.eskimiş ceketinin sol yakasının altında bir madalya parlamaktadır.
yürürken hafifçe topallıyordu.
Tezgaha yaklaşarak ekmeklerini almak ister

 Fırıncı tezgahın altından 1 gün önceden kalma 5 tane bayat  ekmekleri verir.
Semihin dikkatini çeker oturması için yerini yaşlı adama verir.
 Fırıncı dostuna yaklaşarak neden tazeyi beklemesini söylemeden neden bayat ekmek  verdin.
Fırıncıda yaşlı adamın bayat ekmekleri,
kendisinin istediğini çok fakir olduğunu, bayat ekmeği yarı fiyatına verdiğini söyler.

Semih sorar kim bu adam kendisi kore gazilerinden
 Trafik kazasında oğluyla gelininin vefat ettiğini 2  torununa o bakıyor
çok az maaşıyla der.
Semihin içi yanar fırıncı dostuna verdiğin ekmekleri al yeni çıkan taze ekmek ver .
parasını ben verim der.
 Bugün de taze ekmek yesinler fırıncı dostu da aynısını yapar.
Yaşlı adam sıcak ekmekleri alır ve göğsüne bastırarak.
Allah sizden  razı olsun oğul bu gün onların doğum günü,  onlara pasta alamadım.
 Sıcacık ekmek yesinler hiç değilse der ve gider.

Aslında kıssadan  hisse olan bir hikaye kimisi pastayı yemekten bıkar
Bazıları da hikayede olsa  gerçeklik  payı olan bayat ekmek alır.
Ailesini geçindirebilmek için.



Yazan Seyhan dural 8.2.2016


Tavada kaşarlı mantar

Tavada veya fırında mantar.
Yarım kilo iri mantar
Kekik veya kırmızı biber
1 Kaşık tere yağ veya sana yağ
 Bir ufak kase kaşar

Yapılışı
Mantarları yıkayın temizce suda bekletmeyin içine su çekmesin

Mantarların sap kısmını çıkaralım,  çukur tarafı üste gelecek şekilde tavaya dizelim.
İsterseniz saplarını da tavanın kenarına koyun.
 Mantarların içine 1 kaşık tereyağ koyun.
Sonra kapağını kapatıp orta ateş de mantarlar suyunu çekene kadar pişirin.
Mantarlar suyunu çekmeye başlayınca ortasına rendelenmiş  kaşarla dolduralım.
Üzerine tuz ve baharat atalım. tavanın kapanı tekrar kapatıp suyunu çekene kadar pişirelim.

Tavada  mantarı  sıcak servis yapalım.
Not yaklaşık pişme süresi yarım saat
Not kaşarlı hem sucuk
da oluyor kaşarın yerine mantarların içine sucuk da koyabilirsiniz.

Fırında isterseniz fırında da pişire bilirsiniz arzuya göre
AFİYET OLSUN 8.2.2016
YAZAN Seyhan dural



6 Şubat 2016 Cumartesi

HAYAT FELSEFESİ

Ben hayatta başkalarının canı yansın istemem.
Çünkü her bir canlı bir şah eserdir.öyle bir hayat felsefen olsun ki.
 Ağaçtan meyve bekliyorsan dalını insandan sevgi bekliyorsan kalbini kırmayacaksın.
Meyve bile olgunlaşmadan koparılmaz insanı da hatalarıyla kabul edeceksin her insan hata yapabilir
Benim hatalarımı  görüyorsan kendi hatalarını da görebilirsin hiç kimse mükemmel değil.

İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik de budur.bazen yaşayarak  öğrenir insan.
Doğruyu da yanlışı da okuyarak da kendini geliştirir.
En zorda hayat okuludur ne hangi sınıfta olduğunu,
 nede bir sonraki sınavın ne zaman olduğunu bilir.
Kopya çekemezsin çünkü kimsenin sınav kağıdı aynı değildir.



insanın  kurtuluşunun sevgide hoşgörüde olduğunu bilirim .
 Kimsenin acısıyla da mutlu olma gün gelir seninde kapını çalar.
Her insanın yaşadığı en az 2 hayat var.biri
 bildiğiniz vitrinlik. biri bilmediğiniz derinlik.
.Kimse kimsenin ne yaşadığını bilemez.
Bilmeden insanların ne çektiğini yargılama.
Her insanın da bir güzelliği vardır yeter ki görmek iste

Hiç kimse dikensiz gül bahçesi değildir.
Yunusun  Emre nin dediği gibi hayatta en büyük hata kendini hatasız sanmaktır
Yazan Seyhan dural 7.2.2016

5 Şubat 2016 Cuma

EMEKLİNİN YAŞAM KILAVUZU

Emeklinin yaşam kılavuzu
Bu bir emekli hikayesidir, yaşanmış gerçekleri yansıtan: Temel 30 yıl çalışır, emekli olur. Evlidir ve üç çocuğa sahiptir. Çocukları okumaktadır.
Bir de arkadaşı vardır ve evet adı yine Dursun'dur.

Temel'in emekliliğinin üzerinden bir yıl geçmiştir. Hanımı ev hanımıdır. Bir yandan da kendi çapında ufak işler yapar. Aile bütçesine katkı sağlamak ister.

Temelin  hiçbir şey hayal ettiği gibi değildir. Böyle hayal etmemişti ki... Emekli olunca tatil yapmayı, gezmenin , resim yapmanın, sanatla uğraşmanın hayalini kurmuştu o. İşleri umduğu gibi değildir. Geçinemez... Yürütemez... Biriktirdikleri de azalmaya başlar. Çocukları okuyordur ve o da bu yüzden iş aramaya  başlar.
.
Önce iner şehir merkezine, başlar dolaşmaya... Birkaç yere sorar.
 Aldığı cevaplar "Amca biz genç birini arıyoruz" türü şeylerdir. Olsun, benim tecrübem var, der; ben 30 yıl çalıştım, der. -Yok amca... -Fakat geçinemiyorum... İşveren susar ve bakar.
 Temel'in morali bozulur. Bir parka oturur. Kahveye gitsem, der. Çay 1 lira. Bir çay içsem, der, ayda 30 TL... Simit de alsam yanına, eder ayda 60 lira...

Yaşlıdır bir de, ihtiyacını görmeye tuvalete gitse camiler de bile tuvalet 1 lira... İş ararken, dışarıda gezerken her gün tuvalet ihtiyacını gördü, diyelim, 30 lira da o... Gitti mi aylığın 3'te biri...
Der kendi kendine.... Parkta oturmaktadır. Şöyle bir bakar etrafına. Yanındaki birkaç kişiye nasılsınız der.

-Nasıl olalım sen nasılsın? Bizim temel başlar anlatmaya...
Bir bakar ki onlar da emekli, onlar da geçinemiyor... Temel'in morali bozulur. Kalkar evinin yolunu tutar. Eve gelince hanıma kimse iş vermiyor, der. -Neden? -Genç arıyoruz dediler...
Aslında hanımı da iş bakmıştır ve aynı şeyleri o da yaşamıştır.

Emeklilik ikinci bahardı hani, der hanım... -Biz baharı görmedik fakat kışı yaşıyoruz. -Dursun'a rastladım yolda gelirken.  Nasıl geçiyor hayat dedi. Sorma harika bir hayatım var dedim. Avrupa'daki emekliler gibi tatil yapıyorum dedim. Dursun şaşırdı. Ben de ona hayalimdeki tatil işte, dedim...

Bu hikayede olduğu gibi, ülkemizde zor şartlarda yaşayan o kadar çok emekli var ki.
Bu duruma anket yaparken, bizzat şahit oldum. "Bırak başka soru sormayı, emeklinin nasıl geçindiğini sor" dedi çoğu...

Halk bazen bize de tepki gösterirdi. "Biz de yetmediği için bu işi yapıyoruz" diye anlatırdık.
 Bir yaşlı teyzenin dediğini hiç unutmadım: "Siyasiler bizi seçimde hatırlar. Seçimde 'bizim emekli' seçimden sonra 'hangi emekli' derler"...

Tüm emekliler şanslı değil. . Aldıkları bin lirayla çocuk okutan da var, eşi çalışmayan da...

Evet, Avrupa'nın emeklisi tatil yapabiliyor. Sanatla uğraşabiliyor.

Çalışırken de emekli olunca da, denize gidemeyen insanlarımız var.
Eti kurbandan kurbana gören insanlar var.

Aslında  bir düşünürün dediği gibi "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"...

Bir evde ocak tüter; fakat içindeki yaşamı kimse bilmez. Acılarını, sevinçlerini, gözyaşlarını...

yazan Seyhan dural 5.2.2016