19 Aralık 2015 Cumartesi

Kıymalı makarna

Makarna tarifi
2 Su bardağı su
 1 Paket boncuk orta boy veya küçüğü
2 Kaşık sana veya sıvı yağı 1 çay bardağı
3 Adet yeşil biber
2 Veya 1 domates
1 Adet soğan
Biraz kaşar
Tuz varsa 250 gr kıyma yoksa sadede olur.

Not makarnayı haşlamayın

Yapılışı önce ateşe tencereyi koyun sonra yağı atıp eritin. 
Daha sonra soğanı kavurun kavrulunca doğradığınız biberi domatesi 
 Kıymayı da atıp kavurun kıyma yoksa biber domates kavrulunca.
içine 2 su bardağı suyu  doldurun su kaynayınca 1 paket makarnayı salın.
 Suyunu çekene kadar 15 dakika pişirin makarnalar yumuşayınca ocak dan alın.
Üzerine kaşarı rendele kapanı kapat kaşar erisin erimezse istediğin gibi ocak da 2 dakika ısıt erisin

NOT her makarnadan olur 
Ülkemizde yoksulun üniversite  öğrencisinin yemeyi vazgeçilmezi
 kıyma varsa diye ondan dedim her zaman olmaya bilir kaşarda yoksa normal peynirde atabilirsiniz.yazan Seyhan dural 19*12*2015


un helvası çikolatalı

1 Bardak un
Yarım su bardağı sıvı yağ
2 Bardak su
Bir çay bardağı şeker
Not şekeri çikolatalı olduğu için az atıyoruz
Sade yaparsanız fazla atın

Yapılışı bir tencereye sığı yağı koyun içine unu atıp,
Orta ateşte 30 dakika karamel rengini alana kadar sık sık karıştırarak kavuralım.
Öbür tarafta ılık suyla şekeri eritip kavrulan
helvaya atıp hızlı bir şekilde karıştıralım.
suyunu çekene kadar.
Suyunu çekince ocakdan alıp 5 dakika sovutalım.
 Sonra kaşıkla elimize alıp ceviz büyüklüğünde yuvarlak toplar yapalım.
Sonra bifter çıkolata alalım ve
  Benmari usulü kaynayan sıcak suyun buharında eritelim kaseye koyup.
Not suya kaseyi değdirmeyin yoksa çikolata kesilir .
Sonra eriyen çıkolataya topları atarak çıkolataya batır tek tek sonra kaseye diz en sonunda üzerine hindistan cevizi
veya öğütülmüş antep fıstığı serp Not beyaz çikolatada olur. afiyet olsun Yazan Seyhan dural 19*12*2015

18 Aralık 2015 Cuma

Prefiterol tarifi

2 Su bardağı un
125 gr sana yağ
1 buçuk Su bardağı su
1 Çay kaşığı tuz
 1 Çorba kaşığı şeker
3 Yumurta

Puding vanilyalı içine kuyulan
2 Buçuk  bardak süt
 2 Çorba kaşığı un
1 Kaşık nişasta
1 Buçuk bardak şeker 1 vanilya

 tüm malzemeyi atıp koyulaşıncaya kadar pişir.

Veya çikolata sosu alıp  bir miktarda sütle pişirin üzeri için



 Yapılışı bir tencerede sana yağını ocakta eritin
 Üzerine bir bardak suyu,şekeri tuzu da atın
Bir bardak unu da ilave edip on dakika ocak da  karıştırarak pişirin.
 Sonra ocaktan alın 3 tane yumurtayı üzerine kırıp iyice karıştırın çırpıcıyla veya mikserle.
Sonra  tepsiye fındık büyüklüğünde kaşıkla veya bir sıkma poşetine koyup sıkın..
Sonra 200 derece ısıtılmış fırında pişirin.
 Çıktıktan sonra ortasını bıçakla açıp  vanilyalı pudinki doldurun üzerine de çikolatalı puding
lede yapabilirsiniz
 Not  hazır puding lede yapabilirsiniz yazan Seyhan dural 18*12*2015

14 Aralık 2015 Pazartesi

ahmet kaya ve müzik

Ahmet kaya gelmiş geçmiş en iyi sanatçılardan.28 ekim 1957 de doğmuştur.
Aslen malatyalı 20 tane albümü  olduğu söylenir.
Gülten kayayla evlidir .şarkılarının sözlerini genelde
 Yusuf hayal oğlu yazmıştır.aynı zamanda Gülten kayanın kardeşidir.
 Müzikleri hala dilden dile dolaşıyor..  Yıllardır kulaklarımızda .
  Demek ki iyi bir sanatçı Ahmet kaya entel  ve entelektüel kesimde  dinliyor.
Ezilen yoksul kesimde de dinliyor.halkın sanatçısı olmak budur.
 Bazı sanatçılarımız da var  halkla iç içe olan müzikleriyle konuşan sanatçılar fakat az  var ne yazık Ahmet kayaya görüşünden dolayı eleştirilip haksızlık yapıldı..oysa herkesin görüşü farklıdır.


Birde görüşü sanatçının ne olursa olsun  görüşü değilde sanatının konuşulması bence daha  önemli
olan müzik ve sanata kattıkları herkesin görüşü farklı olabilir.
Halkın dilinde şarkıları dolaşıyorsa dilden dile herkes dinliyorsa.
Ve seviyorsa,müzikleri büyük küçük herkes dilindeyse

 Önemli olanda bu sanatçının büyüklüğü de bu halka inebilmesi.
 Ahmet kayada  böyle bir sanatçı.
Müzikleri yorumu ve besteleri  harika yıllar geçse de şarkıları hep söylenecek.
yazan Seyhan dural 14*12*2015

9 Aralık 2015 Çarşamba

savaşların masum çocukları

Dünyada dört bir tarafında hep aynı gülüşler, veda bu yaşaması yasak dünyada.
 Ne olup bittiğini anlamadan,yaşayamadan.kimisi babasını kimisi annesini kaybeder.
Onlar savaşın çocukları.Doğduklarında tanışırlar açlıkla ,susuzlukla,
yiyeceklerin resimlerine bakar kara gözleri.

Onlar savaşın çocukları.  Adını bilmeden gökten yağar, bombalar üstlerine
Barut kokularının içinde kaçarcasına.
 Sımsıcak bedenleri soğuk taşlarda, hare be olmuş evlerin tozlarında.
Çırpınır durur ufak bedenleri.onlar savaşın çocukları.

Misketleri kovanlardan, saklambaçları siperlerden.
İlk bakışmaları camlardan hiç bilmezler yeşil ormanları,baharlarda.
 Açan bin bir renkleri çiçekleri. onlar savaşın çocukları
Birbirine seslenirler yarınlar dolu isimleriyle.

Barış,umut,güneş,oysa hiç tanımazlar.griden başka renk,siyahtan başka isim
 Gökyüzünü paylaşırlar.ırak da suriye de  savaş olan her yerde.
bir avuç toprağı petrolü paylaşamayanların  inadına
biz savaşın çocuklarıyız, gülmeyen yüzlerimiz,
damlayan göz yaşlarımız,yazan Seyhan dural 9*12*2015


5 Aralık 2015 Cumartesi

Yaşıyamadığımız hayat

Hayat diyoruz, yaşamaya devam ediyoruz.
Onca dünyada savaşlar, acılar, gözyaşları, varken.masum çocuklar öldürülürken..
 Savaşta kadınlar köle gibi zincirlenip satılırken.
Bir hiç uğruna kadınlar öldürülürken öldürenler cezasız kalıyorsa.sadece seyredenler varsa.

 Bazen soruyor insan kendine bu hayat mı diye.

İnsanlar yerlerinden yurtlarından sürülürken yeni dünya düzenimi bu diye soruyor insan..
Aslında insanlığın umutlarını hayallerini yok ediyorlar.
İnsanlığı yok ediyorlar doğayı katlediyorlar  ormanları yok edip nefes almamızı geleceğimizi yok ediyorlar
Sevgiyi, şefkati ,merhameti yok ediyorlar.
Acıları hüzünleri üfleye üfleye bir şey yokmuş gibi yolumuza devam ediyoruz.

En çok da kendimizi kandırıyoruz.çok şey var aslında.
 Üflemeyi bırakıp belki insanlık olarak susmamayı öğreniriz.
 Bir gün bu dünyanın sadece güçlülerin olmadığını fakirinde yoksulun da kimsesizin de olduğu öğretiriz belkide
Hayat sen nasıl bir hayatsın ki senin içinde yuvarlanıp gidiyoruz

Durup durup kendimize sorular soruyoruz..Cevabını bilsek de bilmemezlikten geliyoruz.
 Sen nasıl bir hayatsın ki var mı bize oynayacağın yeni oyunlar var mı.
 Bize göstereceğin başka bir yolun yok mu dikenleri yamaçları  olmayan bir yol
 İçinde gül bahçesi olan çocukların koşup oynadığı gül bahçesi yok mu.içinde sevginin şefkatin olduğu.bir dünya Seyhan dural 5*12*2015


29 Kasım 2015 Pazar

Pirinç sirkesi yapımı


Pirinç sirkesi yapımı
1 çay bardağı pirinç
1 cam kavanoz
1 lt su 2 tane nohut mayalanması için
1 tatlı kaşığı tuz

Hazırlanışı pirinçleri yıkayıp süzelim .sonra kaynatıp
soğuttuğumuz 1 kilo suyu kavanoza koyalım. tuz içi
ne 2 tanede nohut atalım.
 Sonra kavanozun içine pirinci de atıp kapağını tülbentle kapatalım sıkıca.
 Karanlık bir yerde 15 veya 20 gün bekletin. süre dolduğunda bir süzgeçle süzün suyunu alın sirke hazırdır. Genelde uzak doğu ülkelerinde sushi de kullanılır.
 Soğuk mezelerde kullanırlar  Ciltde de faydalıdır.
.Deri üzerindeki lekelere iyi gelir.Cilt hücrelerini yeniler yaşlanmaya sarkmalara iyi gelir.
doğal tonik  yüzdeki siyah lekelere iyi gelir cilt rengini açar.her akşam pirinç sirkesine batırılmış pamukla yüzünüzü silin Japonlar sirkeyi siyah pirinçle yaparmış biz beyazıyla yaptık.
  Google den da araştıra bilirsiniz.  NOT ben evde yaptım pirinç sirkesini satılanlar pahalı organik değil  kendiniz yapın yardımcı olmak amacım bildiklerimi yazıyorum..Seyhan dural 29*11*2015