6 Şubat 2016 Cumartesi

HAYAT FELSEFESİ

Ben hayatta başkalarının canı yansın istemem.
Çünkü her bir canlı bir şah eserdir.öyle bir hayat felsefen olsun ki.
 Ağaçtan meyve bekliyorsan dalını insandan sevgi bekliyorsan kalbini kırmayacaksın.
Meyve bile olgunlaşmadan koparılmaz insanı da hatalarıyla kabul edeceksin her insan hata yapabilir
Benim hatalarımı  görüyorsan kendi hatalarını da görebilirsin hiç kimse mükemmel değil.

İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik de budur.bazen yaşayarak  öğrenir insan.
Doğruyu da yanlışı da okuyarak da kendini geliştirir.
En zorda hayat okuludur ne hangi sınıfta olduğunu,
 nede bir sonraki sınavın ne zaman olduğunu bilir.
Kopya çekemezsin çünkü kimsenin sınav kağıdı aynı değildir.



insanın  kurtuluşunun sevgide hoşgörüde olduğunu bilirim .
 Kimsenin acısıyla da mutlu olma gün gelir seninde kapını çalar.
Her insanın yaşadığı en az 2 hayat var.biri
 bildiğiniz vitrinlik. biri bilmediğiniz derinlik.
.Kimse kimsenin ne yaşadığını bilemez.
Bilmeden insanların ne çektiğini yargılama.
Her insanın da bir güzelliği vardır yeter ki görmek iste

Hiç kimse dikensiz gül bahçesi değildir.
Yunusun  Emre nin dediği gibi hayatta en büyük hata kendini hatasız sanmaktır
Yazan Seyhan dural 7.2.2016

5 Şubat 2016 Cuma

EMEKLİNİN YAŞAM KILAVUZU

Emeklinin yaşam kılavuzu
Bu bir emekli hikayesidir, yaşanmış gerçekleri yansıtan: Temel 30 yıl çalışır, emekli olur. Evlidir ve üç çocuğa sahiptir. Çocukları okumaktadır.
Bir de arkadaşı vardır ve evet adı yine Dursun'dur.

Temel'in emekliliğinin üzerinden bir yıl geçmiştir. Hanımı ev hanımıdır. Bir yandan da kendi çapında ufak işler yapar. Aile bütçesine katkı sağlamak ister.

Temelin  hiçbir şey hayal ettiği gibi değildir. Böyle hayal etmemişti ki... Emekli olunca tatil yapmayı, gezmenin , resim yapmanın, sanatla uğraşmanın hayalini kurmuştu o. İşleri umduğu gibi değildir. Geçinemez... Yürütemez... Biriktirdikleri de azalmaya başlar. Çocukları okuyordur ve o da bu yüzden iş aramaya  başlar.
.
Önce iner şehir merkezine, başlar dolaşmaya... Birkaç yere sorar.
 Aldığı cevaplar "Amca biz genç birini arıyoruz" türü şeylerdir. Olsun, benim tecrübem var, der; ben 30 yıl çalıştım, der. -Yok amca... -Fakat geçinemiyorum... İşveren susar ve bakar.
 Temel'in morali bozulur. Bir parka oturur. Kahveye gitsem, der. Çay 1 lira. Bir çay içsem, der, ayda 30 TL... Simit de alsam yanına, eder ayda 60 lira...

Yaşlıdır bir de, ihtiyacını görmeye tuvalete gitse camiler de bile tuvalet 1 lira... İş ararken, dışarıda gezerken her gün tuvalet ihtiyacını gördü, diyelim, 30 lira da o... Gitti mi aylığın 3'te biri...
Der kendi kendine.... Parkta oturmaktadır. Şöyle bir bakar etrafına. Yanındaki birkaç kişiye nasılsınız der.

-Nasıl olalım sen nasılsın? Bizim temel başlar anlatmaya...
Bir bakar ki onlar da emekli, onlar da geçinemiyor... Temel'in morali bozulur. Kalkar evinin yolunu tutar. Eve gelince hanıma kimse iş vermiyor, der. -Neden? -Genç arıyoruz dediler...
Aslında hanımı da iş bakmıştır ve aynı şeyleri o da yaşamıştır.

Emeklilik ikinci bahardı hani, der hanım... -Biz baharı görmedik fakat kışı yaşıyoruz. -Dursun'a rastladım yolda gelirken.  Nasıl geçiyor hayat dedi. Sorma harika bir hayatım var dedim. Avrupa'daki emekliler gibi tatil yapıyorum dedim. Dursun şaşırdı. Ben de ona hayalimdeki tatil işte, dedim...

Bu hikayede olduğu gibi, ülkemizde zor şartlarda yaşayan o kadar çok emekli var ki.
Bu duruma anket yaparken, bizzat şahit oldum. "Bırak başka soru sormayı, emeklinin nasıl geçindiğini sor" dedi çoğu...

Halk bazen bize de tepki gösterirdi. "Biz de yetmediği için bu işi yapıyoruz" diye anlatırdık.
 Bir yaşlı teyzenin dediğini hiç unutmadım: "Siyasiler bizi seçimde hatırlar. Seçimde 'bizim emekli' seçimden sonra 'hangi emekli' derler"...

Tüm emekliler şanslı değil. . Aldıkları bin lirayla çocuk okutan da var, eşi çalışmayan da...

Evet, Avrupa'nın emeklisi tatil yapabiliyor. Sanatla uğraşabiliyor.

Çalışırken de emekli olunca da, denize gidemeyen insanlarımız var.
Eti kurbandan kurbana gören insanlar var.

Aslında  bir düşünürün dediği gibi "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"...

Bir evde ocak tüter; fakat içindeki yaşamı kimse bilmez. Acılarını, sevinçlerini, gözyaşlarını...

yazan Seyhan dural 5.2.2016


3 Şubat 2016 Çarşamba

NEFİS AÇMA TARİFİ


NEFİS AÇMA
2 Bardak süt
1 bardak ılık su
1 tane yaş maya
1 kaşık tuz
1 kaşık şeker
 Yarım paket sana yağ
1 Tane yumurta

Peynir lor veya normal
Maydanoz ve susam veya çörek otu



Yapılışı ılık suyla mayayı 5 dakika ıslatın.
Başka bir kapta unu tuzu şekeri sütü yumurtayı ve ıslanmış mayayı da atıp hamur yapın.
Kulak memesi yumuşaklığında. Sonra gelmesi için hamuru bırakın dinlenmeye.
 Hamur geldikten sonra hamuru yuvarlak açıp içine peynir koyun.
 katlayıp şekil verin fırın tepsisine dizip üzerine yumurtanın sarısını sürüp.
 180 derece ısıtılmış fırında pişirin NOT İçine  ne isterseniz koya bilirsiniz.


Afiyet olsun.



Kolay Profiterol

 KOLAY PROFİTEROL
 4 Elma
1 Paket 250 gr bisküvi
1 Paket kakaolu veya çikolatalı puding
Ceviz veya dövülmüş fındık yarım su bardağı ,
yoksa atılmadan da oluyor.
 1 kaşık tarçın  severseniz atın.



Kakaolu puding
2 Buçuk bardak süt
1 Kaşık un
2 Kaşık nişasta
 3 Kaşık kakao
1 Buçuk bardak şeker 1 paket vanilya
ocağa koyup pudingi yapın ılık olarak dökün topların üzerine.

Yapılışı elmaları rendele,  bisküvileri kırarak elmalarla karıştırıp,
ufak toplar yapıp bol cama dizin.
Üzerine kakaolu  puding yapıp üzerine dökün.
daha sonra hindistan cevizi serpin.
 Hazır puding alıp da yapabilirsiniz.vakti olmayanlara
NOT Çikolatalı sosla da yapabilirsiniz
Afiyet olsun  3.2 .2016

17 Ocak 2016 Pazar

Büyük Sanatçı Sadri Alışık

Sadri Alışık
5 Nisan 1925, İstanbul'da doğmuştur.
Eşi Çolpan İlhan..
Oğlu Kerem Alışık..
İstanbul Erkek Lisesi'nde okudu.
Meslekleri tiyatrocu, oyuncu, komedyen...
1939'da Eminönü Halkevi'nde amatör olarak sahneye adımını atar.
1949 Raşit Rıza Tiyatrosu'nda profesyonel olur.
Yaşamı boyunca 200 filmde oynadı. Bu sayının bazı kaynaklarda 500 yakın olduğu söylenir.

1994'de Antalya Film Festivali'nde Yengeç Sepeti'ndeki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülü alır.
Sadri Alışık bir dönem 45'lik plaklar da çıkarmış.

Avare, Dalgamıza Bakalım, Tophane Rıhtımında, Turist Ömer, Turist Ömer Arabistan da plakları...
Kara kalem  ve yağlı boya tabloları yapmış.

Sadri Alışık, Türk sinemasında  bir ekol ve bir fenomendir.
En beğenilen filmlerinin başında bir Bollywood uyarlaması olan Avare gelir.
Turist Ömer'de şarkı söylemesi, espri yapması tüm seyircinin  sevgisini kazanır.
Turist Ömer selamı aklımıza kazındı...
Ah Müjgan Ah, Gariban, Kavanoz Dipli Dünya, Karakolda Ayna Var, Agora Meyhanesi, Ah Güzel İstanbul gibi...
Sadri Alışık 'güldürürken düşündüren sanatçı' tanımı üzerine en çok yapışan insanlardan biriydi.

Güzel bir sözü var.

Düşündüm de insan ömrü dediğin bir sayfalık hikaye. Onu da olur olmaz yerde karalamak yanlış. Her şeye gülüp geçmek lazım. Onun için sen de gül ama yalancıktan değil.

Bir diğer yol gösterici sözü ise: Sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var, demektir.,

Duyarlılığı güler yüzlülüğünden gelen bir sanatçıydı.
Oynadığı rolün hakkını  veren bir yıldızdı.
Beyaz perdede Kemal Sunal ve Sadri Alışık birbiriyle karşılaştırılamaz, değeri ölçülemez sanatçılardı.
Filmlerinin mesajlarının hakkını veren sanatçılardı.

Hatırlanması gereken değerli sanatçılarımız, unutulmaya gelmeyen insanlarımız... ,

Ben de kendi açımdan bir döneme damgasını vurmuş sanatçılarımızı, okuduklarımdan ve gözlemlediklerimden yazmaya çalıştım. Zaman zaman sayfamda, böyle güzel insanlara yer ayırmak gereği duyuyorum.
,
Mekanları cennet olsun, her zaman kalbimizdeler.

Yazan Seyhan Dural

17.01.2016

15 Ocak 2016 Cuma

İKİ CAN DOST

 BİR HİKAYE
2 CAN DOST
Çok samimi 2 arkadaş vardı. Biri kurnaz ve atılgan..
.Diğeri ise saf, dürüst ve sessizdi.
 Kurnaz olan, saf, olanın yanına gidip  işlerinin bozulduğunu
 paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek para ister.Saf ve dürüst olan
 elinde avucun da ne varsa arkadaşına verir.
 Kurnaz olan işlerini düzeltir.
Aradan bir süre geçtikten sonra kurnaz olan, diğer arkadaşına tekrar gelir.

Diğer arkadaşının evlenmek olduğu nişanlısını ister.
Kızı çok beğendiğini ve onsuz yaşayamayacağını söyler.
   Saf olan kız arkadaşıyla konuştuktan sonra, onuda verir.
 Çok sevdiği dostuna.. gün gelir kendi işleri bozulur.
arkadaşım beni ortada bırakmaz diye iş istemeye gider arkadaşına.

Kurnaz olan fabrikasında iş vermez arkadaşına.
Sonra bir parka oturur yanına bir yaşlı adam gelir çok hasta olduğunu söyler .
Fakir olduğundan ilaçlarını alamadığını söyler.
Bizimkisi yaşlı adamcağıza acıyıp karnını doyurur. evini öğrenin ona yemek falan götürür.

Bir zaman sonra yaşlı adamın vefat ettiğini öğrenir.adamın zengin olduğunu,
tüm malını da kendine bıraktığını öğrenir.Saf kahramanımız artık zengindir.
bir ev alır tam dostunun karşısında.
Bir gün kapısına dilenci bir kadın gelir.Çok aç olduğunu kalacak yeri olmadığını söyler.
 Bizimkide yardım eder evine alır kadına bakar oda evin işlerini yapar karşılığında ona bakar.
Günler geçer kadın bizimkine evlenmesi gerektiğini söyler.

Bizimki önce hayır der sonra kadını kırmaz.kadın bunu bir kızla tanıştırır ve aşık olurlar.
Sonra düğününe can dostunu da çağırır .düğünde migrefon
u alır başlar konuşmaya.
Her şeyi anlatır can dostunun yaptıklarını salondaki her kez duygulanır. Kim bu vefasız diye merak ederler.
 Sonra kurnaz olan alır mikrefonu başlar anlatmaya benim o vefasız der.
İşim bozuldu gittim bütün parasını verdi işimi düzeltim fabrikam var.
 Ondan kız arkadaşını istedim çünkü onunla  parası için evleneceğini biliyordum.

İş istemeye geldi vermedim.
Çünkü emrim altında çalışmasını istemedim . fabrikada seninde payın var desem almazdı.
Gururundan kabul etmeyeceğini biliyordum.O yüzden babamı   gönderdim ona.
 Parktaki yaşlı adam benim babamdı onu gönderdim

Ölünce miras bıraktığı para  onun arkadaşımın fabrikadaki  payıydı.
Sonra kendisine bakamaz olduğunu duydum .Kapısına gelen dilenci benim annemdi. onu gönderdim dostuma ona baksın diye.
Bu gün benim en mutlu günüm.
Zira can dostumun evleneceği kız benim kız kardeşim.
.işte biz böyle can dostuz
*** Anonim

 Aktaran Seyhan dural






14 Ocak 2016 Perşembe

Bir kıssadan hisse hikayesi

BİR HİKAYE
Çin de bir adam her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna
 astığı testilerle dereden su taşırmış evine..
Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış.
Diğeri ise hiç kusursuz çatlaksızmış.,ve her seferinde  bu kusursuz testi
adamın doldurduğu suyun tümünü taşır ,ulaştırırmış eve.
Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım.
diğeri dolu olarak varırmış.2 sene her gün bu şekilde geçmiş.

Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış.
Tabi ki kusursuz,çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyor muş.
Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi,çok utanıyormuş.
Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği içinde çok üzülüyormuş.
İki yılın sonunda bir gün görevini yapamadığını düşünen çatlak testi.
ırmak kenarında adama şöyle demiş.,

Kendimden utanıyorum.Şu yanımdaki çatlak nedeniyle,sular eve gidene kadar akıp gidiyor..
Adam gülümseyerek dönmüş testiye..Göremedin mi*yolun senin tarafında olan kısmı
çiçeklerle dolu.Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.
Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum.
Senin tarafına çiçek tohumları ektim,Ve her gün o yolda ben su taşırken,
sen onları suladın.2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp masamı süslüyorum.

Sen kusursuz olsaydın o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim.,
 diye cevap vermiş.Aslında hepimiz biraz çatlak testiyiz.
Her birimizin kendine has kusurları vardır.
Fakat sahip olduğumuz  bu kusurlar ve çatlaklardır hayatımızı ilginç yapan,
mükafatlandıran, renklendiren,
Onların kusurlarını değil, içlerindeki güzelliklerini görün.
Etrafımızdaki her kişiyi oldukları gibi  kabullenin.
Anonim

Aktaran: Seyhan dural 14*01*2016